DOSYA HABER/YEDİ İKLİM DÖRT KÖŞEDE TÜRKÇENİN SERÜVENİ – Şair ve yazar Mürsel Sönmez, Nuri Pakdil’in kullandığı dille edebiyata nefes kattığını söyledi: haberi

– “‘Yazı, doruk noktasına ulaşmış aşktır.’ diyen Pakdil’in yazıya bu denli önem atfetmesi, onu bir nevi dua gibi görmesindendir ve bu yazmanın ‘ben’ için araçsallaştırıldığı bir çağda yazmayı mülkiyet edinmeme refleksinin devamıdır”
– “Onun yazı masasına oturduğu zaman giyim kuşamdan başlayan ön hazırlıkları vardır. Bu ön hazırlıklar, yazdığı sözcüklere ruh üflemek gibidir”

İBB Başkanı İmamoğlu, radyocularla buluşmasında soruları yanıtladı: haberi

– “Sonuçta Mansur Bey’in farklı bir bakışı var. ‘Bugün adaylık için erken, dolayısıyla ön seçim de erken.’ diye bir bakışı var. Dolayısıyla bu koşullarda aday olmayı düşünmediğini ifade etti. Süreç netleşti. Şimdi sürecin detayları açıklanacak. Ondan sonra nasıl bir yol yürüyeceğimizi biz de kamuoyuyla paylaşacağız”
– “Bütün bu hazırlıklar, teknik, içerik, ülke politikaları… Her alanda çok mevzu vardır. O bakımdan ben, doğru zaman olduğunu düşünüyorum.”

Küçükçekmece Gölü oksijensizlik alarmı veriyor haberi

– İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay:
– “Hiçbir amaçla kullanamayacağımız bir su, yani yüzemezsiniz, arabanızı yıkayamazsınız, hiçbir şey yapamazsınız. Bakteriyolojik kirlilik çok fazla, zaman zaman balık tutulduğunu görüyoruz ancak balık tutulmaması gerekiyor çünkü ağır metal, PAH, pestisit var, her şey var”
– “Havzadan gelen atıkların durdurulması, 1 gram atık girmemesi, bunun artık kontrol altına alınması lazım. Daha sonra burada kesinlikle dip çamurunun alınması lazım. Dipteki atıklar, 30 yıl boyunca dışarıdan yeni atık girmese bile suyu kirletmeye ve yüzeyi beslemeye devam edecek durumda”

Sanatçı Peçe, ilk sergisi “Kusurlu Bağlantı”yla bugünün meselelerine odaklanıyor haberi

– Zaliha Erdoğan Peçe:
– “Her gelenek, kendi çağının çağdaşıdır. 16. yüzyılda üretilen bir yazma eser, kendi döneminin çağdaşıydı. Ama 16. yüzyıldaki bir imge bugüne bir şey söylemiyor. O yüzden geleneğe eklenerek, o günün formlarını da kullanarak bu çağa ne söyleyebilirim, derdim bu oldu”
– “Sergide kendi kişisel tarihimi yazdım. Yani kendi yaralarımı, kendi incindiğim yerleri resmetmeye çalıştım”

Süleyman Saim Tekcan, filminde rol aldığı Metin Erksan’ı anlattı:

– “Metin Erksan’ın birçok filmi var ama Türk sinemasında Berlin Film Festivali’nde ‘Altın Ayı’ ödülünü almış başka sanatçı, başka yönetmen yok. Metin Erksan böyle bir adam. Türkiye’nin medarıiftiharı diyebileceğimiz bir sanat yönetmeni”
– “(Türk sineması) Çok önemli filmler yapılıyor. Yapımcı ve rejisörler, filmlerin çoğunda Metin Erksan’ın filmlerini düşünerek ‘Daha iyi ne yapabiliriz?’ diye yola çıkıyorlar. Çektikleri filmlerde bunu görüyoruz”